AĞRI NEMRUT SÜPHAN

ÜÇÜ BİR ARADA AĞRI DAĞI ETKİNLİĞİ

6 Ağustos 2009 da ‘’Evveet Ağrı’ya gidiyorum dedim, işte vakti geldi. Babama adadığım bu zirveyi, Babam için başarmalı, annem için geri dönmeliyim, zirve için bize şans dileyin.’’ mesajım ile adım attım dağlara. Hiç kolay olmadı ama Allah isteğimi geri çevirmedi, Ağrı yol verdi ve başardım. Döndüm ama öncesi anlamadım meğer yüreğim dağlarda kalmış. Birbirimize hasretlendiğimizde çağrısı olmadan bile gidip yüceliğinde kaybolasım var. Ve onu bırakıp evime döndüğümde gücünün bir parçasını çaktırmadan alıp geliyorum. Öyle hoyratça da kullanmıyorum, saygı duyarak azar azar katıyorum ruhuma.

Hiçbir dağa iki kez gitmem derken büyük laf etmişim. Hayatımda asla yapmam dediklerimi yaptığımda anladım. J Ve tesadüf eseri aynı tarihte Ağrı programı şekillendi. Bu kez Üçü bir arada zirve olarak adlandırdım, Nemrut, Süphan ve Ağrı. 9 günlük bir program olduğundan tercihimi tanıdığım, bildiğim insanlarla yola çıkmakta kullandım ve bu kararımın dayanılmaz hafifliğinin keyfini sürdüm. (Yine çöp poşeti lazım oldu ve Tahire arkadaşım zulasını tüm ekiple paylaştı.)

Neyse olayın giriş kısmından sonra gelelim programımıza; İlk gün bizi havaalanında karşılayan Ceven Travel’le ,

8 Ağustos Akdamar gezimizin ardından Tatvan’a yolculuk ve sonrası Nemrut dağı 2550 m de
göl kenarına kamp attık. Niyetimiz iki gün kalmaktı ancak bölgede bulunduğu söylenen ayılar ve akrepler sayesinde programı değiştirdik.
J

9 Ağustos kahvaltı sonrası 3050 m Nemrut Dağı zirve dönüşü kamp toparlamaca ve Adilcevaz’da öğle yemeğimizin ardından Süphan 2500 m kamp alanındayız.

10 Ağustos 03.00 de 4058 m Süphan Dağı zirve yürüyüşüne başlangıç sonrası 13.30 da kamp alanımıza döndük. Biraz dinlendikten sonra Doğubayazıt’a hareket ve yol üzerinde olan Muradiye şelalesinde yemek ve varır varmaz uyumaca

11 Ağustos İshakpaşa sarayı, Nuh’un gemisi, meteor çukuru sonrası inatla Diyadin de dolu olan hamamda kaslarımızı rahatlatmak adına sıra beklemece ve iyi ki inat edip beklemişiz keyfi.

12 Ağustos 2200 m araçla vardığımız Eli köyünden 3200 m kamp alanına yürüyüş ve yolda rehberimiz Erkan Çimrin’in annesinde ayran sefası

13 Ağustos 4200 m kampa hareket yemek ardından saat 16.00 da uyumaya çalışma

14 Ağustos saat 02.00 de Ağrı Dağı 5137 m zirveye hareket, saat 06.30 da dualarımız kabul oldu ve zirve güzel havasıyla bizi kabul etti. Babama ve tüm sevdiklerime duamı yolladım. Saat 10.15 4200 kampa dönüş sonrası 3200 kampta molanın ardından 2500 m deki Erkan’ların yaylasına konuk olduk. Kıl çadırda yıldızlara karşı uyuduk, doğan günle Ağrı’ya bakarak gözümüzü açtık. İtiraf ediyorum birde kuzu kesip saç kavurma yaptık. Ama vallaha suçluluk duyduk ama o da keyifliydi.

15 Ağustos 2200 m aracımıza ve oradan otelimize varış ve akşam yemeğine Kemal Çeven’in evinde konuk olduk.

16 Ağustos Ağrı Balıklı göl de rakı balık keyfi ve hepimizin ortak kararı bu kadar lezzetli alabalık yemediğimiz. Sonrası Çeven’lerle Van ‘da ayrılma ve otel

17 Ağustos bir tarafta ev özlemi bir taraf da dönüş gününün burukluğu ve etkinliğimizin finali

Sonuç, hepimiz yanımızda getirdiğimiz taşlarla Ağrı Dağı’nı değişime uğratmış olabiliriz. Hafife almayın sadece ben 3 kilo getirdim J Üçü bir arada etkinliği finalde yedisi bir arada olarak bitti ki bu hepimiz için en yüksek zirveydi. Ben olarak yola çıkıp biz olarak bitirdiğimiz için çok mutluyum. Önceki gidişimde beni hipotermiden kurtaran Burhan arkadaşımla karşılaşmak ve onun bana almış olduğu hediye, ilk önder adımlarımın sahibi Mehmet Çeven, dağda yoldaşım Azat, abisi Ruhat la sohbet ve ekip arkadaşlarımla gülmekten dağdakileri kıskandıran biz.

Bu arada  7 kişi olarak başladığımız etkinliği,  rehberimiz Erkan ve aşçımız Ercan’ın dostlukları ile  9 olarak bitirdik 🙂 . Ercan bu kadar mı güzel insan olunur, sakın değişme olur mu? Neyse, keman, bağlama çalındı beraber şarkılar söylendi iki dilden. Sohbetlerimizde birbirimize kulak verdik, bilmediklerimizi duyduk, görmediklerimizi gördük, tabii ki karşılıklı.Şaşırdım, içim acıdı. Anladım ki korku dağları sarmamalı, küçük dünyalarımızı güvende tutmak adına kapatmamalıyız kapılarımızı. Daha çok anlatılacak yaşanmışlıklar var ama güven duygusu ve gerçek özümseme için bizzat insanın kendisinin yaşaması gerektiğine inanırım. Yoksa Hakkari sonrası Ağrı anlatacak, paylaşacak o kadar çok şey var ki. Veee bitmesini istemediğim bugünler için Tahire Alten, Gültekin Yılmaz, Erkan Okanlı, Yücel Yücetaş, Hakan Tuluk, Murat Alay ve Çeven Travel ekibine yürekten teşekkür ederim.

Sürc-i lisan eylediysem affola SİZİ SEWİYORE

(Hisli, detaylı, esprik Fotoğraf alt yazılarını ilerleyen günlerde yazacağım mola J)

 

Foto Galeri

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir