15.ETUDOSD GELENEKSEL DAĞCILIK ŞENLİĞİ

15.ETUDOSD GELENEKSEL DAĞCILIK ŞENLİĞİ

 

21/05 Pazar günü, tümü ile Fenerbahçe’nin şampiyonluğu için program yapmaya çalışırken, ani bir kararla ETUDOSD (Eğirdir Turizm Tanıtma ve Doğa Sporları Derneği) un 15.Geleneksel Dağcılık Şenliğine katılmaya karar verdim. Todosk ve Anka’dan dostlarım orada olacaktı. Hasan Altuntaş hocamın, ‘çok güzel bir etkinlik kaçırmasan iyi olur’ sözü ve artı sevdiğim dağların sessiz çağrısına uyarak kendimi Eğirdir yollarında yol alırken buldum. Yeni alışkanlığım ve eğlencem otobüs kalkarken boşluğa el sallamayı da ihmal etmedim.

 

Öncesinde bilmediğim,yazımı hazırlarken araştırdıklarımı gördüklerimle harmanlayıp sizinle paylaşmak istiyorum.

 

Eğirdir, Isparta’ya 34 km,20 dakikalık bir uzaklıkta bir ilçe.İlk olarak,Türkiye’nin en büyük 4.gölü olan Eğirdir gölü sizi karşılıyor. Deniz görme sevdalısı olan ben, gölü deniz olarak algılamayı seçiyorum. Sevimli sıcak bir yer. Küçük bir terminali var,yürüyerek kulübün göl kenarındaki mekanına geliyorum. Erken olduğundan kahvaltı fena fikir değil diyerek oturup etrafı seyreylerken, güzel olan bir şey fark ediyorum. Geleneksel olan bu şenliği, kazanca döndürmeye çalışan yerli halk yok Yadırganmadan huzur içinde çayımı yudumluyorum.

 

Sonrasında Ankara’dan dostum Gülsen Salman’ı arıyorum,onunla buluştuktan sonra gelen diğer katılımcı arkadaşlarla, tanışmalar,karşılaşmalar,merhabalar…ETUDOSD adı ETUDOST’mu olmalıydı acaba? Hiç yabancılık hissetmeden Eğirdir ve ortam sizi kucaklıyor. Aman ne iyi yapmışım da gelmişim diyorum içimden. Bu arada şampiyonluk kutlamasını da unutmadım. Nasip olursa formamı zirvede giyeceğim. Saat 10.00 gibi hareket edilecekmiş, o zaman ne yapmalı, tabii ki fotoğraf çekmeli ve bu güzel anları dondurmalı.

 

Göl kenarında birkaç balıkçı var. Sessizce yanlarına ilişiyorum ve kısa anlık sohbetimde; gölün ortalama 14m derinliğe sahip

olduğunu, balıkçılık ve kerevit potansiyelinin yanı sıra, sulama ve enerji üretimi bakımından da yararlanıldığını öğreniyorum. Ve tutulan bir

balıkla beraberce keyifleniyoruz.Sazanmış, tatlı su levreği de tuttuklarını söylüyor. Yemek yemeye gidecek olursak, Sazan dolmasını

öneriyorlar. Onları oltaları ile başbaşa bırakarak gülümseyerek ayrılıyorum yanlarından.

 

İlave olarak araştırıp öğrendiklerim ise Eğirdir de Dağ komando okulu var. Gezip görülesi yerler ise, Eğirdir kalesi (m.ö 4.yy de)

yapıldığu söyleniyor.), Dündar bey medresesi, Hızır bey camisi (Selçuklu dönemine aitmiş.). Gölden tesislerle 1995 yılından itibaren

Isparta içme suyu ihtiyacının bir bölümü de karşılanıyormuş. Otobüsler 1700 m deki kamp bölgesi olan Melikler yaylasına gitmek için

hazırmış. Eğirdir’e dönüş için tekrar gelmek üzere veda ederek, Dedegöl dağı macerası için arabadaki yerimi alıyorum.

 

Dedegöl Dağı ,Yenişarbademli ilçesinde 2998 m’lik rakımlı bir zirveye sahip. 51 adet endemik bitki türüne ev sahipliği yapıyor.

Kızılçam,meşe ve çınar ağaçları ile zengin olan bölgede hoş kokulu, dikensiz ve küçük kırmızı çiçekli bir gül olan endemik hafız gülü

zirveye adını vermiş. Dedegül. Yine endemiklerden sığırkuyruğu türü olan, bazı bölgelerde balıkotu olarak adlandırılan ”Verbascum

splendidum’ zehirli olduğundan, çiçekleri ve tohumları balıkları bayıltmak sureti ile yakalamak için kullanılıyormuş. Otobüsteki uykusuz-

luğum biraz beni zorlasa da kamp alanına vardığımızda manzara doping etkisi yapıyor. Güzellikleri algılamak için gözüm açık kalmalı.

Henüz çok 30-40 adet çadır var. Olabilecek aksiliklere karşı Jandarma, Ambulans ve arama kurtarma sağlık ekibi olan Isparta ve

Konya Umke ekibi. Umkeli dostlar biz çadırlarımızı kurarken çay ikramı yapıyorlar.

Öğlen üç yıldır yapılamayan Yaka kanyonu geçişi yapılacağı söylendi. Hastalanırsam diye korkuyorum ama bu seferde Yeşilmavi

dağcılık ekibinden Ekrem bey ‘Çok şey kaçırırsınız diyor ve kendimi kanyonun serin sularında yürürken buluyorum. Çabuk mu gaza

geliyorum desem de gerçekte istediğim için orada olduğumu biliyorum. Etudosd üyelerinden Ercan bey ve Yeşilmavi den Ali Tekgül’ün

gruptan yardım elini tutmayan kalmadı sanırım. Soğuktu,zordu ama çok keyifliydi. Bu arada Gülsen’imin gözleri ile sürekli benim güvende

ve iyi olup olmadığımı kontrol etmesi çok kıymetliydi. Ne diyebilirim soğuktu,zordu ama keyifliydi. Her zaman ki gibi detay vermiyorum

gidip görmelisiniz.

Kamp alanına vardığımda nihayet bizimkilerle buluştum. Altundaş ailesi bana üç kişilik çadır kurdular,gece döne döne yatabilir-

dim. Akşam yemeğimiz kurufasulye,nohutlu pilav ve un helvasıymış. Eğirdir den ulaşım ve yemek ikramları da organizasyonun bir parçası.

Kamp ateşinin yanında yemeğimi yerken Ankara Mavi dağcılıktan arkadaşım Veli ile rastlaşıyoruz. Koyu sohbet ve Erkan da katılıyor

bize. Hava kararmaya başladı ve ben üşüyorum. Hacerimin sıcak su torbası sırtımda arkadaşlarımla çadırımızın yanında ateş önü muhab-

bet ediyoruz ve izin alarak erkenden çadırıma gidiyorum. Bu arada çadırı Özgür’le paylaşmaya karar verdim. Ben yerleşip sol tarafa

tırmanışta giyeceklerimi, sağ tarafa da çantamı ve kazmamı koydum.O kadar gürültü vardı ki uyuyamamıştım. Özgür de geldi.’Abla

önlemini almışsın, ortaya çanta, kazma’deyince birlikte güldük ve 23.30 da ki sessizlik için sustuk. Ama dışarıda sohbet ve kahkaha hiç

durmadı. Hasan hoca ve Nevzat çadırlarından ‘Arkadaşlar lütfen sessizlik’diye dayanamayıp uyarsalar da tınlamadılar. Uyandırma görevi

Özgür’ündü.

 

Çadırımızda çalan alarmla 03.45 de kalktık. Hazırlanıp çıktığımda, Nevzat sağolsun arabanın bagaj kapağına kahvaltılıkları sermiş. Hep beraber yedik ve 04.45 de Dedegül zirvesine yürümeye başladık. Todosk-Anka-Addk ve bendeniz toplam 19 kişiydik. Sonra diğer katılımcılarla 30-40 ve fazlası. Aynı patikada, hizada yürüdüğümüzden artık hepimiz birdik. Tabii Hasan hocam kontrolü elden bırakmıyor arada gerekli bilgiler veriyordu. Canım benim, sonra bize belki biliyorsunuz ama söylemem gerekir diyordu.

 

Her zaman ki gibi güneş bizi yalnız bırakmadı solumuzda güneş sağımızda ay, tek derdi sağlıkla zirveye varmak isteyen, yürekleri

zorlansa da ara molalarla ona söz geçiren bizler.Türkiye’nin dört bir yanından gelen 46 kulüp bu etkinliğe destek vermiş.Ve toplam 1255

dağcı zirveyi gerçekleştirmiş. Dönüşte bizi gözleme ve ayran ikramı bekliyordu.Yine bir etkinlik bitmiş, herkesi evine dönme telaşı

sarmıştı. Kurulan 460 çadır bir bir yok olmaya başladı.Dostlarımla bir başka etkinlikte görüşebilme dileklerimizle vedalaşıp, Gülsen’le

otobüsteki yerlerimizi aldık. Şu an evimdeyim yeni insanlarla tanışmanın,kimseye zarar gelmeden sağlık içinde bir etkinliği bitirmenin keyfi

üzerimde.

 

Bu güzel organizasyonu daha ziyade kendi imkanlarını kullanarak hazırlayan ETUDOSD yönetim kurulundan Sn Durmuş Uçgun

Sn Abdurrahman Sinap, Sn. Abdullah Sinan ve Sn. Mustafa Çetinkaya ve Sn Fuat Bilgin’e teşekkür ederiz.Isparta,Yenişar ve Aksu

belediyeleri, Kaymakamlıklarda, Etudosd’u bu şenlik için desteklemişler. Ancak her şey mükemmelmiydi derseniz katılımın ve ilginin çok

olduğu bu etkinlikte belediyelerin daha fazla çalışmaları gerektiğini düşünüyorum. Geçen Ocak ayında gittiğim Kilimanjaro dağında,

ortamın doğallığını bozmayacak tuvaletler ve çöp kovaları vardı. Küçük tahta bir barakada katılımcılar çıkarken ve indiklerinde zirve

defterine kayıt oluyorlardı. Bu ve bunun gibi basit ama önemli şeyler aslında. Aman bu iş nasıl olsa bu şekilde de yürüyor diye boşver-

mişlik olmaz ve DOSD kulube destek artarsa katılımında aynı oranda fazlalaşacacağı kanaatindeyim.

Bundan sonra sıra da ne var Berrin derseniz inanın bende bilmiyorum. Dostlar çağırıyor, rüzgar savuruyor, ben de iki evim

arasında mekik dokuyorum. Sağlıkla ve sevgiyle kalın.

Foto Galeri

 

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir