HASAN DAĞI TIRMANIŞI

HASAN DAĞI TIRMANIŞI 16/04/2011

İzninizle ilk,etkinliğe gitmeden önce okuduğum efsaneyi sizinle paylaşmak istiyorum.

O yıllarda yasadışı faaliyet gösteren Türkiye Komünist Partisi üyesi mahkumları taşıyan bir cezaevi arabası, 1955 yılında akşamüzeri İstanbul’dan Adana’ya doğru yola koyulur. Mahkumların elleri kelepçelidir ve hepsi zincirle birbirine bağlı durumdadır. Mahkumları İstanbul’dan gönderen komutan zincirin Adana’ya gidene kadar açılmamasını emreder. Ancak aracın şoförü uykusuzdur. Şoför Şereflikoçhisar’a kadar geldikten sonra yola devam edemez ve bir benzinliğe park ederek sabaha kadar uyur. Bu arada askerler emir gereği mahkumların zincirlerini çözmezler. Tuvalete dahi zincirli olarak birlikte götürülürler. Mahkumların bilekleri şişer, ellerine kan oturur. Mahkumlar arasında 1985 yılında yitirdiğimiz ünlü halk ozanımız Ruhi Su da bulunmaktadır. Gecenin bir yarısıdır ve Hasan Dağı ay ışığında bütün görkemi ile karşıda dikilmektedir. Ünlü ozan Hasan Dağı adı ile bilinen türküsünü işte bu şartlarda yazar ve cezaevi aracı içinde bir türkü yankılanır.

Hasan Dağı Hasan Dağı
Eğil eğil, eğil bir bak
Sıkıyor zincir bileği
Jandarmada din iman yok

Gidiyor kalktı göçümüz
Gülmez, ağlamaz içimiz
İnsan olmaktı suçumuz
Hasan Dağı, insan olmak

3268 m. yüksekliğiyle Anadolu’daki volkanik zirveler içinde önemli bir yeri bulunan Hasan Dağı’na tırmanmaya karar verdiğimizde, dilimizde dolanan Hasan Dağı türküsü ve onun yazılış öyküsünün yüreğimizde yarattığı hüznün yanı sıra yeni bir dağa tırmanmanın verdiği heyecan tam anlamıyla birbirine karışmıştı. Yaz aylarında Hasan Dağı’na yapılacak tırmanışlar kış aylarındaki kadar çekici olmamakla birlikte, gene de dağda olmak güzel bir duyguydu.

Kapadokya bölgesinin doğal oluşumunu hazırlayan Erciyes Dağı, Melendiz Dağı ve Hasan Dağı’nın püskürttüğü lav ve küller bölgede kalın bir tüf tabakasının oluşumunu sağlayarak Kapadokya’nın mimarı olmuşlardı. Cappadocia Dergisi ekibi olarak Kapadokya bölgesine hayat vermiş bu üç volkanik dağa sırayla tırmanarak bu dağları daha yakından tanımaya karar verdik.

HASAN DEDENİN MEZARI

Hasan Dağı’na adını veren Hasan Dede eski zamanlarda bu dağ üzerinde yaşamış ve çevrede saygınlık kazanmış bir kişi olarak biliniyor. Bazıları Hasan Dede’nin Danişmentoğullarının komutanlarından biri olduğunu ve Haçlı seferleri sırasında II. Kılıçarslan ile birlikte çeşitli savaşlara katıldığını belirtiyorlar. Bazıları ise Hasan Dede’yi bir evliya olarak görüyorlar.

Bölgede Hasan Dede ile ilgili olarak anlatılan bir de efsane var. Bu efsaneye göre Hasan Dede, dağın üzerinde tek başına yaşayan bilge bir kişidir. Aksaray’dan Ali Baba adlı bir derviş ile yakın arkadaşlığı vardır. Ali Baba Aksaray’da bir hamamda çalışmaktadır. Bir gün Ali Baba Hasan Dede’yi ziyarete gider. Mendilinin içinde bir avuç kor vardır. Sohbetleri süresince kor için için yanar ancak mendile bir şey olmaz. Aradan zaman geçer bu sefer Hasan Dede, Ali Baba’yı ziyaret etmek üzere Aksaray’a gider. Mendilinin içinde Hasan Dağı’ndan aldığı bir avuç kar vardır. Ali Baba ile hamamda uzun uzun konuşurlar bu süre içinde mendildeki kar hiç erimeden öylece kalır. Bir ara Hasan Dede’nin gözü hamamdan çıkan kadınlara takılır. O andan itibaren mendildeki kar erimeye başlar. Bunun üzerine Ali Baba Hasan Dede’ye bakar ve şöyle der;

“Hasan Dede, dağ başında ermişlik hüner değildir.

Asıl hüner güzel kadınlar arasında ermiş kalabilmektir.”

Ali Baba’nın bu sözleri sonradan yörede halk arasında bir özdeyiş gibi uygun durumlarda kullanılır. Hasan Dede ölümünden sonra mezarının bu dağın zirvesine yapılmasını vasiyet eder. Ölümünden sonra vasiyeti üzerine mezarı dağın zirvesine yapılır. Bu dağ o günden itibaren Hasan Dağı adı ile anılmaya başlar. Bugün Hasan Dağı’nın zirvesine çıkanlar, zirvedeki krater çukurunun batı sırtı üzerinde Hasan Dede’nin taşlarla çevrilmiş mezarını görebilirler. Bu mezarın yanında birkaç mezar daha vardır. Ancak diğer mezarların kimlere ait olduğu konusunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır.

İşte böyle,okudum ve yola koyuldum. Öncesinde can dostum Mehtap sayesinde tanıdığım, Todosk’tan Hasan Altuntaş etkinliği düzenliyordu. Bildiğim yola çıkılabilecek bir lider olduğuydu.Tanıdığım ve güvendiğim Oğuz Çelik’de kadroda olunca, Aksaray yolları taştan Hasan Dağı bu kez sen çıkardın beni baştan diyerek kendimi otobüste buldum. 15/04 sabahı 07.30 da Ağaçlı tesisinde buluştuk. İstanbul’dan Anka kulübü yedi kişi,beş Antalya Todosk-Addk ve ben toplam 13 kişiydik.Tanıştık,sohbet ve kahvaltı sonrası yola çıkıldı.Karkın beldesindeki molamızdan sonra 2000 metreye çadırlarımızı kurduk. Hasan Bey’in doğum günü Dankek eşliğinde güle eğlene yapıldı.

Kısa bir brifing sonrası 3K ile tanışma bu dağda gerçekleşecekti. Kazma,kask,krampon..Anlatılanlarla ürkebilirdiniz,ürktüm mü? Ürktüm ama çaktırmadım. Sonrasında da unuttum. Mangalda sucuk ve tavuk yemeğimizden sonra çadırıma geçtim. Gece 04.00 de yürüyüşe başlayacaktık. Sesler,rüzgar derken dalamadım,daha çadırda derin uyku konusunda eğitimimi tamamlayamadığımı da anlamış oldum. Uyku tulumundan çıkmaya üşendiğimden arkadaşların yanına da gidemedim ve bir tabaka çukulata,bir elma sonrası tahminimce 02.00 gibi daldım. Yürüyüşümüze 04.30 da başladık. Karlı bölgeye geçtiğimizde Hasan Bey’inde yardımı ile kramponumu taktım. Öyle uzun kayışı var ki iki ayağımı bile birbirine bağlayabilirdim. Neyse tüm ekip kramponları taktık ve Hasan Bey’in açmış olduğu izler eşliğinde takibe başladık. Üşümüyordum ve başlangıç zorlu gelmemişti. Derken yükseklik daha dikleşmeye ve kayalarla yolumuz kapanmaya başladı. Kısa brifing dediğime bakmayın,değerli bilgiler almıştık ve şu an biliyormuşcasına uyguladığımı farkettim. Ekip iyiydi ve herkes birbirine yardım etmeye çalışıyordu. Bir alanda kazmalarla kayalardan destek alarak yükseldik. Açık alana,çanağa çıktığımızda öyle bir rüzgar bize eşlik etti ki ayakta duramayıp dizlerimizin üstüne çöktük. Evet zirvedeydik ama rüzgar bize hemen gidin diyordu. Birkaç fotoğraf çekiminden sonra da yenemeyeceğimiz rüzgara itaat ederek dönüşe geçtik. Saat 14.00 de kampımızdaydık,hepimiz sağlıklı olduğumuz için mutluyduk. Epeydir kötü giden hava bize izin vermiş,Hasan Dağı’nın yolunu bize açmıştı. Bir gün içerisinde kaynaşan bizler hem etkinliği başarı ile tamamlamanın hem de birbirimizi tanımış olmanın keyfi içerisinde birlikteliğimize Ihlara vadisini gezerek sonlandırdık.Yola çıkarken eğlence olsun diye boşluğa el sallamıştım. Dönerken gerçek 12 kişi bana el sallıyordu. Dağları ve dağların sunduğu dostluğu seviyorum… Bir sonraki ekinlikte görüşmek üzere sevgiyle ve sağlıcakla kalın.

Bu etkinliği paylaştığım dostlarıma Hasan Altuntaş,Serap Akyol,Oğuz Çelik,Muharrem Koç,Hasan Hatapçı,Nevzat Altundaş,Eren Altundaş,Özgür Altundaş,

Türkan Turgut,Songül Çeçen,Şükran Yılmaz ve Yıldız Şahin’e çok teşekkür ederim. Sürç-i lisan ettiysem affola…

Foto Galeri

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir