DOĞU EKSPRESİ İLE KARS

 

HAYALE YOLCULUK

Bazen kızıyorum kendime, kızım az biraz dinlen diye…Haftanın altı günü ki bunun üç günü

 

saat 23.00 de eve vardığım bir işte çalışıyorum. Arada fırsatını bulduğum an doğanın 

kucağına

koşuyorum. Şikayetçi miyim asla! Hiç bir şey yapmadığım zamanlarda dahi zihnimde hayallerimin 

peşinde koşar çabalarım.

Öncesi tiyatro hayalimde olduğu gibi yıllarca doğru zamanı beklerim. Şartları yakaladığımda

 

şansı kaçırmam ve değerlendiririm. Ha bu arada hayalim gerçek olmazsa ölür müyüm. Hayır! Ol

muyorsa ipin ucunu bırakmasını da bilirim. Önemli olan huzurum ve mutluluğum.Ve en son yolculuğum

 

merak ettiğiniz hayalim ”Belgesel çekimiydi.”

 

2012 yılında Ankara’da bir yıl belgesel olayını hayata geçirmeye çalışmıştım. Yurt dışında Ankara’nın 

tanıtımı için bir kısa film senaryosu yazdım ve Ali Tekgül dostumla ihaleye girdik, olmadı. Pes ettim mi?

 

Hayır! Bütün belgesel kanallarına özgeçmişimi post ettim. Nemrut-Süphan-Ağrı Dağı Tırmanışımızı 

belgesel haline getirmek istediğimi belirttim. Ve bir kanal beş dakika içinde bana dönüş yaptığında

 

yaşadığım şaşkınlığı ve sevinci görmeliydiniz. Gece yattım gözüme uyku girmiyor, 01.30 da …Belediyesi’ne 

mesaj attım sponsorluk için. İlginçtir sabah onlarda pozitif döndüler. Neyse uzun hikaye, bu görüşmeler

 

bir ay sürdü ve bütçe yüzünden olmadı.Vazgeçtim mi? Hayır! Başka belgesel kanallarından bir 

iki kişi ile yazıştım. Bekledim, bekledim yine yazdım, bekledim olmadı ve bir yıl daha geçti gitti. Sonrası 

ikinci kitabımı bitirme psikolojimle belgesel hayalimden biraz olsun uzaklaştım.

 

Neden Belgesel? Güzelliklere, iyi insanlara giderseniz ulaşırsınız. Çünkü sıradanlığa mahkum olma kor

kusuyla ortaya çıkmayı sevmezler. Böyle bir hedefleri de yoktur. Onları kovalamak, sizlere sunmak,ö

nemli olanı vurgulamaktı niyetim.Neyse bu da uzun hikaye…

 

 

Bu hikayede arkadaşım Özenç Yıldız bir gün sayfasında Doğu Ekspresi ile Yolculuk hayalini paylaşın

ca üstüne kafa yormadan ona telefon açtım. Oldum olası mesaj yazmayı sevmem. Hadi gidelim 

dedim ve gecesi kurgu, plan, ardından tekrar açılan telefon.”Belgesel çekelim mi?” Ve serüvenimiz 

böylelikle başladı. Bir ay boyu Sn Yalçın Koçer’in başını ütüledim. Ne alayım, nasıl çekelim falan filan.

 

Sonrası yarınlarda kameraman olacak değildim ya, bir de bütçe meselesi, ona göre kararla malzememi 

tamamladım. Doğu Ekspresinde çekim yapma iznimizi son anda söylememe karşın sağlayan dostum

 

Ahmet Gürbüz Özle’ye ve sn Ahmet Bey’e teşekkür ederim.

 

Altı gün süren seyahatimiz boyu çok amatörce hatalar yaptık. Röportaj yaparken mikrofonun kapalı

 

olması, go-pro ile yaptığım çekimlerin ters olması ve farkedip düzelttiğimizde bu kez de tam tersi yap

mamız gibi:-) Ama inanın çok umurumda değildi. Zira hayalimin içinde yol alıyordum.

 

Hayalim nereye varır bilmem ama uğrunda çabalamak, yaşamak bile yeterli bir mutluluktu.Bu arada şu

an bizim amatör çekimlerimizin montajı üstüne çalışan Yalçın Koçer’in omzuna büyük yük bindirdiğimin 

farkındayım. Ama ne yapayım her zaman derim, ”Bir insan yalnız başına adı üstünde yalnızdır. Ne zaman ki birlik oluruz, güç doğar ve arzu ettiklerimize daha rahat ulaşabiliriz.”

 

Bu arada benim için en büyük detay yolculuğumuzun doğum günüm olan 23 Ekim de başlaması. Özenç’de 

sağ olsun güzel ruhuyla hiç itiraz etmeden kabul etti. Diyeceğim o ki hiç kimseden kendiniz için bir 

şey beklemeyin. Kendiniz için istediğiniz armağanı sizden iyi bilen olamaz. Değiştirmek için çaba sarf edip hiç aklınızda olmayan eşyalara sahip olmanız 

gerekmez.

 

Ben çok istedim evren benim için şekillendirdi, güzel insanlar destek verdi. Sonuç;

Amatör belgeselimizi merakla bekliyorum.O kadar çok ayrıntı var ki anlatılacak. Olur da bir gün yolumuz kesişirse kafanızı şişiririm.

 

Şu an üstüne çalışılan bir konu olduğundan sizlerle belli başlı fotoğrafları paylaşabileceğiz. Bana isteğimin yoluna düşmemi sağlayan hayali, emeği ve aile desteği ile kucak açan yol arkadaşım Özenç Yıldız sağ ol, var ol. Sorunsuz, huzurlu ve keyifli bir yolculuktu.

 

Özenç’in yuvası Borçka Klaskur köyünde, ben haberli gittiğimizi sanırken misafirliğimden bihaber

 

ailesi; anneannesi Ayşe sultan, yengesi Esma, dayısı Şaban Çalık, güzel çocukları Gökhan, Mert bana 

iki gün boyunca yabancılık çektirmediler. Evden içeri adım attığımız an Şaban bey okeye dörtlü bulduğu

 

için mutluluğunu bizimle paylaştı. Bu arada sohbetlerde dolu doluydu. Ertesi gün Karagöl’e bizi götüren 

ve bana yılmadan sesli sessiz röportaj veren,zamanını ayıran arkadaşı Serkan Özbay’a, Ani

 

Harabeleri gezisi ve arkadaşlığı için Özenç’in kuzeni İlker Önen’e de yürekten teşekkür.

 

Sağlıkla ve sevgiyle kalın…  

Sürç-i lisan eyledi isem affola

 

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir